“Şükretmek ruhu büyütür. Ama ya bu cümleyi yıllardır sadece susmak için kullanıyorsak?”
Şükretmek Ne Değildir?
Şükür; farkında olarak, var olana minnet duymaktır. Kalbin içten gelen bir rahatlama yaşamasıdır.
Ama bazı bireyler için bu hâl, zamanla bir bastırma biçimi, hatta duygusal sindirme aracı haline gelebilir. Özellikle şu cümlelerle büyüyen bireylerde:
- “Şükretmeyi bil.”
- “Daha kötüsü de olabilirdi.”
- “İsyan etme, kanaatkâr ol.”
Bu cümleler, daha fazlasını istemeye hakkın yok algısı oluşturabilir. Zamanla kişi içsel olarak şunları yaşamaya başlar:
- Memnun değildir ama istemeye cesaret edemez.
- İçten içe incinmiştir ama “nankörlük etmek istemem” der.
- Hayal kırıklığı yaşar ama duygusunu bastırır çünkü “daha beteri de olabilirdi.”
Oysa gerçek şükür, duyguları bastırmaz, aksine içini rahatlatır. Seni susturan değil, sana alan açan bir hâl olmalıdır.
Yetinmek: Sessiz Bir Razı Gelme Hâli Olabilir mi?
“Yetinmeyi bil” cümlesi de kulağa ne kadar değerli gelse de, bazen duygusal bir kapanma biçimi olabilir.
Bazı insanlar yetinmeyi bir erdem gibi taşır ama aslında içsel olarak şunu düşünür:
- “Talep edersem, reddedilirim.”
- “Bir şeyi çok isteyince elimden alındı.”
- “Fazlası zaten bana nasip olmaz.”
- “Ben isterim ama hayat vermez.”
Yani kişi yetinmeyi seçmiyor, ona razı gelmek öğretilmiş. Ve zamanla bu öğrenme, içsel bir inanca dönüşür:
“Benim payıma düşen bu. Daha fazlası bana gelmez.”
Bu noktada kişi artık istemez, beklemez, hayal kurmaz. Ve böylece duygusal yoksunluk normalleşir.
Bu İki Halin Psikolojik Farkı Nedir?
Gerçek şükür:
- İçsel doygunluk sağlar
- Minnet hissiyle bağlantılıdır
- “Hak ettim, aldım, kıymetini biliyorum” düşüncesini barındırır
- Kişinin duygularını bastırmak yerine tanımasını sağlar
Bastırılmış yetinme:
- İçinde eksiklik hissi taşır
- Duygulara yer vermez, bastırır
- “İstememeliyim” düşüncesiyle şekillenir
- Kendi değer algısını zayıflatır
Şükreden kişi sevinir. Yetinen kişi ise içten içe susar.
Şükür Mü, Bastırılmış Sessizlik Mi? Nasıl Anlarız?
Bunu anlamak için zihinsel cümlelerine ve bedenine kulak vermelisin:
- Şükrettiğini düşündüğünde bedenin genişliyor mu, yoksa daralıyor mu?
- Bu cümle gerçekten içinden mi geliyor: “Şükrediyorum.”
- Yoksa içindeki baskıcı bir ses “Yeter, sus artık” mı diyor?
- İçinde bir ses “daha fazlasını istiyorum” diyorsa, o sesi susturuyor musun? Yoksa dinliyor musun?
Bir Örnek:
“İşimden memnun değilim ama şükretmeliyim.”
Bu cümle dışarıdan alçakgönüllü gibi görünse de içinde şu mesajı taşır: “Memnun değilim ama bu duygumu bastırmalıyım.”
Oysa şükür, iç huzurla gelir. Susturmakla değil, duygularını onurlandırmakla başlar. Şükretmekle yetinmek arasındaki çizgi tam da burada belirginleşir.
Ne Yapmalı?
- Duygunla temasa geç: Kendine dürüst ol. Gerçekten minnet mi duyuyorsun, yoksa yalnızca hayal kırıklığını bastırıyor musun?
- Kendine izin ver: Bir şey için minnet duyarken, aynı anda başka bir şey için daha fazlasını istemeye hakkın var.
- Sorgulamaktan korkma: Sorgulamak isyan değildir. Sorgulamak, kendi değerini ve neye razı geldiğini fark etmektir.
- “Hak ettim” demeyi öğren: Şükür, sadece verilene razı gelmek değil; kendi değerini tanımaktır.
- Seçme hakkını hatırla: Sana sunulanı kabul etmek zorunda değilsin. Bir şeye şükretmek, onu özgürce seçebildiğinde anlam kazanır.
Son Söz
Şükretmek, susturmak değil yaşatmak için vardır. Eğer bir şey seni daraltıyorsa, belki de şükretmen değil, içsel ihtiyacını fark etmen gerekiyordur.
Gerçek şükür, kendini değerli görmekten doğar. Ve sen değerlisin. Hem sahip oldukların için minnet duyabilirsin, hem de daha iyisine yürümeyi hak edebilirsin.
Kln. Psk. Gökçe İPEK
Yorumlar (0)
Yorum Yap