“Aynaya her gün bakıyoruz. Peki kendimize gerçekten bakabiliyor muyuz?”
Hayatın içinde hızla akıp giderken, çoğumuzun yaptığı şey sadece yüzeyde kalmak. İşler, ilişkiler, sorumluluklar, koşturmalar arasında bir noktada kendimize dair bir şeyleri kaybederiz. Her gün aynaya bakarız ama sadece yüzümüze. Gözlerimizin arkasında gizlenen hikâyeye çoğu zaman bakmayız.
Çünkü göz göze gelmek cesaret ister. Ve insanın en çok cesarete ihtiyaç duyduğu bakış, başkasınınki değil, kendi içindeki aynadır.
Neden Kendimizle Yüzleşmekten Kaçarız?
Kendimizden kaçmak, çoğu zaman bilinçsiz bir korunma refleksidir. Bize öğretilenlerle, bizden beklenenlerle, biz olmak istediğimiz kişi arasında derin bir uçurum varsa — ki genellikle vardır — o zaman yüzleşmek tehdit gibi gelir. Çünkü yüzleşmek;
- Ertelenmiş hayalleri görmek demektir.
- Yarı kalmış cesaretleri fark etmek demektir.
- Herkesin “iyisin ya işte” dediği hâlde, içten içe parçalanıyor olmayı kabul etmek demektir.
- Başkalarına gösterdiğin güçlü görüntünün arkasındaki yorgun benliğini görmek demektir.
Ve insan bazen en çok kendi gerçeklerinden korkar. Çünkü o gerçekler harekete geçmeye zorlar. “Ya böyle devam edemezsem?” korkusu, yüzleşmenin kapısında bir bekçi gibi durur.
Aynaya Bakmak Değil, Kendini Görmek
Ayna, çoğu zaman yansıtmaz. Saklar. Sadece fiziksel görüntümüzü değil, hayatta tuttuğumuz maskeleri, bastırdığımız duyguları da gizler.
Ama bazen bir olay, bir ilişki, bir kırılma anı aynayı paramparça eder. Ve o kırıkların içinde birden fazla yüz görürüz:
- Güçlü görünmeye çalışırken aslında içten içe tükenmiş birini,
- Mutlu görünürken içi sessizce ağlayan birini,
- Başarılı olup “bir türlü yetmeyen” birini…
O noktada sorulması gereken soru şudur:
“Bu hayat gerçekten bana mı ait? Yoksa sürdürdüğüm sadece bana biçilen bir rol mü?”
Yüzleşmek Neyi Değiştirir?
Yüzleşmek, her şeyden önce inkârı bitirir. Ve inkâr bittiğinde, iyileşme başlar.
Çünkü artık şunları itiraf edebilirsin:
- “Bu ilişki beni tüketiyor.”
- “Bu işi sırf mecburiyetten yapıyorum.”
- “Kendimden uzaklaştım.”
- “Görünüşüm mutlu ama içim suskun.”
- “Kendi sesimi duymayı özledim.”
İşte o an, dönüşümün başladığı andır. Belki hemen değişmez her şey ama artık kaçmazsın. Çünkü en azından nerede durduğunu bilirsin.
Kendinle Göz Göze Gelmenin Pratik Yolları
- Aynaya bilinçli bak: Yüz ifadeni değil, ne hissettiğini gözlemle. Kendinle konuş.
- Duygularına not tut: Bastırdığın hangi duygular sık sık başını gösteriyor? Kızgınlık? Hayal kırıklığı? Yalnızlık?
- Sorgulayıcı sorular sor:
- Bu hayat gerçekten benim mi?
- Her şeyim var gibi görünüyor ama neden tatmin olmuyorum?
- En son ne zaman kendimle baş başa kalabildim?
- Kendinle şefkatli konuş:
- “Korkman normal.”
- “Yorgunsun ve bu da geçecek.”
- “Değişmek zaman alır, ama cesaretin var.”
Son Söz
Kendinle göz göze gelmek kolay değildir. Ama kaçmak, seni senden uzaklaştırır. Bu yazıyı okuyan biriysen, belki sen de uzun zamandır ertelediğin o bakışı artık kaçırmak istemiyorsun.
Unutma, aynadaki o çatlaklar seni değil, maskeleri parçaladı. Ve kırılmış görünen her şey, aslında ışığın içeri sızması için birer fırsattır.
Yorumlar (0)
Yorum Yap