“Kendime dönmek istiyorum ama nereye döneceğimi bile bilmiyorum.”
Bazı sorular vardır, cevap vermek zorunda kalınca içimizde bir sessizlik olur. “Ben kimim?” sorusu da onlardan biridir. Çünkü bazen o kadar çok şekle girmiş, o kadar çok kalıba uyum sağlamış, o kadar fazla kendimizden vazgeçmişizdir ki… Cevaplamak yerine sessizleşiriz.
Gün gelir, dışarıdan her şey yolundaymış gibi görünür ama içinde bir yabancı dolaşır.
O yabancı sensindir.
Artık kendine bile yabancılaşmışsındır.
Kendilik Nasıl Kaybolur? Sessizce, Adım Adım…
Kimlik kaybı çoğu zaman yüksek sesle olmaz.
Yavaş olur. Sinsice. Sessizce.
İlk adımda şunu söylersin:
“Boşver, önemli değil.”
Sonra bir gün daha susarsın, bir gün daha kendinden taviz verirsin. Sonra bir sabah, en sevdiğin rengi bile hatırlayamazsın. En son neye heyecanlandığını, neye gerçekten “evet” dediğini anımsayamazsın. Çünkü artık hayat, senin isteklerine değil, senden beklenen rollere göre şekillenmiştir.
Kimlik Neleri İçerir?
- Seçimlerimiz: Ne isteriz, neye karşı çıkarız
- Değerlerimiz: Bizim için ne vazgeçilmezdir?
- Sınırlarımız: Nerede dururuz, nerede “hayır” deriz?
- Tutkularımız: Bizi ne canlı hissettirir?
- İç sesimiz: Kendimizle konuşma biçimimiz
Eğer bunları unutmaya başladıysan, kendiliğin aşınmış olabilir.
Kendini Kaybetmenin Günlük Hayattaki Sessiz İşaretleri
- Başkalarını kırmamak uğruna sürekli susmak
- Karar verirken “ben ne istiyorum” demek yerine “onlar ne der?” demek
- Giydiğin kıyafetlerin bile sana ait olmaması
- Sevdiğin şeyleri bile hatırlamamak
- İçin ağlarken “iyiyim” demek
- Kendine zaman ayıramamak, ayırınca suçluluk duymak
- Herkesin seni tanıdığı ama senin kendini tanımadığın bir hale gelmek
Nerede Bıraktık Kendimizi?
Belki bir ilişkide.
Kendini açıklamak yerine anlaşılmaya susadığın o ilişkide…
Belki bir aile rolünde.
Yıllarca “iyi evlat”, “iyi anne”, “iyi eş” olmaya çalışırken kendi ihtiyaçlarını bir kenara ittiğin o yerde…
Belki bir travmada.
O gün hayat durdu, sen de orada kaldın. Devam eden her şey sende değil, etrafındaydı.
Belki sadece hayatta kalmak için uyum sağladığın, ama içinden eksildiğin o dönemde…
Kendiliğimizi bir olayda değil, çoğu zaman bir döngüde kaybederiz.
Peki, Geri Dönebilir Miyiz?
Evet.
Ama bu dönüş bir “eskisi gibi olma” süreci değildir.
Bu, artık kendin gibi olma sürecidir.
Yani artık güçlü görünmeye çalışmadan da değerli olabileceğine, sadece “iyi” değil “gerçek” olmanın da yettiğine inandığın bir yolculuk.
Kendine Dönmenin Gerçekçi ve Duygusal Adımları
- Dur. Sessizleş. Dinle.
Hayat seni hızlandırırken kendini duyamazsın. Sessiz anlarda kendinle karşılaşmak, geri dönüşün ilk adımıdır. - “Ben ne istiyorum?” sorusunu kendine yeniden öğret.
İlk başta cevapsız kalabilir. Bu normal. Çünkü sen bu sorudan uzaklaştın. Ama tekrar sor. Israrla. - “Hayır” demeye başla.
Her evet seni tükettiyse, her hayır seni özgürleştirir. - Kendine tanık ol.
Günlük tut. Aynaya bak. Duygularını yargılamadan yaz. Kendinle tanış. - Küçük geri dönüş sembolleri yarat:
- Eski sevdiğin bir şarkıyı dinle
- Yıllardır yapmadığın bir şeyi yeniden yap
- İsmini sev, adını hatırla
- Gittiğin yerlerde kendi izini bırak
Son Söz
Kendini kaybetmiş olman, bir daha bulamayacağın anlamına gelmez.
Bazen kendimizi kaybettiğimiz yer, aynı zamanda kendimizi yeniden inşa edebileceğimiz yerdir.
Belki o yolun neresinde olduğunu bilmiyorsun. Ama bu yazı, sana tek bir şey söylemek için burada:
“Dönüş yolu hep var. Ve sen, hala varsın.”
Kln. Psk. Gökçe İPEK
Yorumlar (0)
Yorum Yap